Öykü dünyam

>KAÇIŞ

07 Mart 2011

>

Yaklaşık üç ay  evvel ,yirmi beş yıllık evliliklerine son vermişlerdi.Adam  ailesinin dağılmasını istemiyordu ama karısı çok kararlıydı.Bu üç ay zarfında,otel odalarında sel sefil olmuştu ama sonunda kendine yeni bir yaşam kurmaya karar vermişti.Şöyle yeşilliği bol , daha küçük bir yerleşim yerinde yeni bir yaşama başlamak istiyordu,artık.Böyle bir şans doğmuştu kendisine .

Kalan özel eşyalarını almak üzere evine gelmişti ,tabii ki son bir umutla …Belki de karısı yumuşardı ama mümkün olmadığını ,özel eşyalarını toplarken evinde geçirdiği  şu yarım saatte , karısının hal ve tavırlarından anlamıştı.Bu süre zarfında, karısı ile bir kaç cümle dışında hiç konuşmadılar.

İki bavulunu özel eşyaları ile tıka basa doldurdu. Kapıdan çıkmadan evvel,son kez karısına dönerek sordu:

-Kızım eve ne zaman dönecek ,biliyor musun?
Karısı duymamış gibi yaparak ,başını pencereye doğru döndü.

Yanıt alamayan adam,sokak kapısının önündeki mantolukta asılı bulunan paltosunu giydi.Sokakta kar çiseliyordu.Eldivenlerini giydi.Kapıyı açtı.Bavullarını sokak kapısının dışına çıkardı.Her zaman yaptığı gibi,ayakkaplarını kapı önündeki paspas üzerine koydu.

Son derece titiz olan karısına daima  önem verirdi.Kendisinin memuriyet yaşamı sırasında en fazla desteği  karısından almıştı.Karısı ,iki  çocuğunu büyütürken ,tek bir gün dahi ne evin temizliğini ne çocuklarının bakımını ne de karılık görevlerini yerine getirmede kusur etmemişti.

Alışkanlığı üzere,evin anahtarlarının ceketin cebinde olup olmadığını kontrol etti .Adımını dışarı atmaya niyetlendiğinde,artık bu eve bir daha giremeyeceği gerçeğini kabullenmişti ve anahtarları ceketinden çıkararak kapı önündeki mantoluğun üzerindeki yerine astı.
Bu evin içindekilerin artık kendisine bir yabancı gibi davranmaları çok ağırına gitmişti oysa karısının bir tek olumlu işareti sonunda ,yaşananların hepsini unutmaya ve karısına yeniden dönmeye dünden razıydı.Üst dudağını dişlerinin arasında ısırdı.Göz kapaklarını kıstı.Çocukluğundan beri ağlamamak için yaptığı bu hareketleri  özellikle tek oğlu evi terk ettiği son 1 yıldır daha fazla yapar olmuştu.Dışarı adımını attı ,paspas üzerindeki ayakkabılarını giydi ve kapıyı usulca çekti.
Kadın ,kocasının kapıyı örtmesini ve çıkıp gitmesini ,oturduğu yerden kalkmadan bekledi.Bir yıldır yaşadıkları; hem kocasına karşı sorumluluklarını yerine getirmesine hem de bir zamanlar mutlu oldukları ailesinin diğer bireylerine karşı annelik görevlerini yapmasına, yavaş yavaş ve artarak ,engel olmaya başlamıştı.Oğlunun ,bir arkadaşının yoldan çıkarmasıyla ,evden kaçmasından bu yana çok değişik bir kadın olmuştu.Artık ne yapacağını,nasıl tepki vereceğini kendisi bile öngöremiyordu.

Bu sırada cepten arayan kızını bir cümleyle atlattı:
-Dönebilirsin ,çekti gitti.

Kızı ,özel eşyalarını almak için eve gelecek olan babası ile karşılaşmamak için, bir haftadır arkadaşının  yanına gitmiş idi.Her ne kadar babasına düşman olmak istemiyorsa da ,annesinin bu kadar acı çekmesinin bir suçlusu olmalıydı.Kardeşini çok sevdiği halde ,aralarında ki bu kadar yakınlık olmasına rağmen kendisine tek bir söz söylemeden ,evden çekip gitmesini de anlamlandıramıyordu.Madem ki annesi bu kararı almıştı,haklıydı o zaman.Sonunda,kendisi de tarafını belirlemişti.

Sıkıntısını  ,alışageldiği gibi, çiçekleri sulayak gidermeye çalıştı.Saksının alt tablasından taşan sular , çok sevdiği çiçek sulama işinde bile kendini yaptığı işe veremediğini gösteriyordu.

-Ayağımın altından çekil,hıncımı senden alırım.

Evin kedisine çıkıştı.Aniden kararını verdi ve çiçeklere su verme işini yarıda bırakarak evin dış kapısına yöneldi.On beş gündür uğramadığı işine ,bir ofiste mutfak ve temizlik işlerini yaptığı iş yerine,  giderek yeniden çalışmaya başlamak istediğini söylemek için yola koyuldu.

Tek oğullarını aramak için, kocası evlerini satmak zorunda kalmıştı .Elde avuçta beş para da kalmamıştı.Kızının  yeniden üniversiteye  devam etmesi gerekiyordu ayrıca yeni taşındıkları bu harap evin kira parası da ,artık üzerine kalmıştı.Tüm bunlara rağmen,kesin kararlıydı: Kocasını asla affetmeyecekti.

Erkek taksiden bavullarını indirdi.Otobüs firmasının otogardaki kalkış yerine doğru ilerledi.

Son bir yıldır yaşadıkları belini bükmüştü.Aslında fiziksel olarak kendini sağlıklı hissetmesine rağmen ,yaşadıklarının yükü ağır gelmeye başlamış ve yürürken öne eğik yürümeye ,karşılıklı konuşmalarda  boynunu eğerek konuşmaya başlamıştı.Yetmişlik ihtiyar görünümünde idi ama aslında ellisini daha yeni aşmıştı.

Yıllarca titiz giyinmeye dikkat etmesine rağmen ,bu gün  boyun bağını çok kötü bağlamış ; günlük sakal traşı olmadan evden çıkmıştı.Geniş meydanda ellerinde iki bavul ile yürürken kendini çıplak hissediyordu.Bavullarını otobüse yükletti.Kalkış zamanına çok az vardı.Yerine yerleşti.Başını cama dayadı.Etrafa bakıyordu ama kimseleri göremiyordu.

Yolculuk sırasında ilk kararlarını vermeye başlamıştı bile.Vardığı şehirde otobüsten inince yapacağı ilk iş, sakal traşı olmak ve üzerine biraz çeki düzen vermek olacaktı.Ayrıca  boyun bağını atacak ,yeni bir tane satın alacaktı.Yeni yaşamına yeni şeylerle başlamalıydı .
Yol boyunca sadece pencereden dışarı baktı .Bir kaç kere hizmet eden kıza ,sunduğu yiyecek ve içeceklerden almayacağını ,başını olumsuz sallayarak yanıt verdi.

Beyninin içindeki uğultu şehirden uzaklaştıkça, belki de karısının soluduğu havadan uzaklaştıkca, azalmaya yüz tutmuştu.

Evliliğini kurtarmak için çok çabaladığını düşünüyor ve vicdanının rahat olduğunu hissediyordu.

Emniyet birimlerinin yapmadığı bir çok girişimi ve aramayı yapmış,çok para harcamış ama bir türlü oğlunun izini bulamamıştı.Dağa çıktığı ihtimalini de kabullenemiyordu ama elin ağzı torba değildi ki ,ne de olsa doğu’dan gelen bir memur ailesiydiler ve ilk akla gelen de dağa çıkmak oluyordu ,haliyle.

Kendisi ise oğlunun  sokak çetelerinin eline düştüğünü düşünüyordu.

Oğlu silahlara ve arabalara çok düşkündü .Karısı ,çocuklarının evden kaçmasına neden olarak  çocuğunu yetiştirirken silah düşkünlüğünü aşılamasını görüyordu .Bundan dolayı da kendisini suçluyordu.
Belki de karısı haklıydı ama kendisi de babasından böyle görmüştü ;oğlunu da öyle yetiştirmişti.
Ailesine çok düşkün olan oğlunun, kendisini para,silah ve lüks araba ile kandıran bu insanlardan uzaklaşmak istediğini düşünüyordu.Oğlunu iyi tanırdı.
Şu acı gerçeği de ,dillendirmese de ,aklından geçirmiyor değildi:Oğlu vazgeçmek istese bile ,bu insanların annesine ve kız kardeşlerine bir zarar vermesinden korktuğu için ,aralarından ayrılamadığına ;kendileri ile sırf bu yüzden tek bir kere dahi  temasa geçmediğine ,adı gibi emindi.Gerçi,ablasını bir kaç kere cepten aramış idi ama her keresinde  ses vermeden kapamıştı.Cep numarası da ekrandan okunmadığı için ,oğulları ile bir türlü temasa geçememişlerdi.

Kapıyı birkaç kere çaldı.Geldiği yer ,tek katlı ,bahçeli bir evdi .Başı örtülü ,biraz da kendinden yaşlıca olduğu belli olan bir kadın kapıyı açtı.

Adam:

-Helalleştik ve geldim,dedi.
-Hoş geldin ,diye yanıtladı kadın.

Kadın kenara çekildi ve adamın içeri girmesine izin verdi.Kapıyı hemen  örttü.Daha henüz komşulara, yeniden evlenmek niyetinde olduğunu söylememişti ve biraz da bundan çekiniyordu.Burası küçük bir yerdi .

Adama bavullarını koyması için yer gösterdi.Bir taraftan da ,adam ile göz göze gelmeye çalışıyordu.Evini tamamen terk ettiğine ve kendisine geldiğine emin olmak istiyordu.

Adam:

-Üstüme giyeceğim eski elbise var mı?Ben yanımda getirmedim .Bir an çalışmaya başlamalıyım . Bahçeyi ilk bahara hazırlamak istiyorum, dedi .

Kadın  yol yorgunu olan adamın hemen işe koyulmasını istemiyordu.Davranmakta biraz tereddüt etti ama yeni erkeğinin isteğinde ısrarlı olduğunu bakışlarından anlayınca itiraz etmek düşüncesinden vazgeçti.Ayrıca komşuların dedikodusundan da çekiniyordu.

”Aman !,ne olursa olsun,kim ne derse desin “diye aklından geçirdi.

Erkeğin gözlerinden, eski evi ile bağlarının tamamen koptuğunu kadınca bir duygu ile anlamıştı,zaten.

Kocasını kaybettiği dört yıldan sonra , evine yeni bir erkeğin gelmesi kanının yeniden kaynamasına yetti.
Koşar adımlarla yatak odasından ,kaybettiği kocasının eski elbiselerinden bir tanesini erkeğine getirdi.

Elbiseleri verirken ağzından çıkan sözler, ne kadar mutlu olduğunu da anlatıyordu:

-Kocacığım,evimize hoş geldin.
12.05.2004 İstanbul
07.03.2011 İstanbul

(yaklaşık 1200 kelime)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: