Öykü dünyam

DÜŞLER ve ANILAR

12 Haziran 2011

Şehir meydanına bakan pastahaneye ilk gelen Erkek oldu. Pencere önündeki iki kişilik masaya oturdu. Garsona orta şekerli Türk kahvesi söyledi. Yorgun gözlü, kendinle barışık yüzlü, orta yaşlıydı. Kahvesinin ilk yudumlarında Kadın kapıdan içeri girdi. Alımlıydı. Yürürken dalgalanan siyah uzun saçları ,hilal kaşları , ince vücudu, seri ve güvenli adımları ile dikkati çekiyordu. Erkeğe gülüşünü hediye eder gibi:

Selam , dedi. 

–  Selam , Hoş geldin.

Erkek , kadını karşılamak için masadan kalkmış ve elini uzatmıştı. Bu buluşmada kadının gözlerine bakarak konuşmuştu. Kadının gözleri , Erkeğin dikkatini çekti. İnsanı kendine  çekiyor ve şefkatle kucaklıyordu.

Bir şeyler alır mıydın?

Karışık dondurma söyler misin , lütfen.

Erkek sipariş verirken , Kadın iş çantasından , daha evvel konuştukları gibi hazırladığı iş sözleşmesinin dosyasını çıkararak masaya koydu. Biraz acelesi vard ve tiyatroya bir an evvel dönmesi gerekiyordu. Onun için imzayı aldıktan ve dondurmayı yedikten sonra kalkmayı düşünüyordu.

– Sözleşmeyi , konuştuğumuz gibi hazırladım , istersen ben dondurmamı yerken sen de oku.

– Gerek yok , nereye imza atacağım?

Kadın , son sayfanın altındaki imza yerini gösterdi . Elleri iş kadınından çok evcimen anne ellerine benziyordu ve sanki biraz evvel yemek yapmaktan gelmiş gibiydi. Beyaz , havlu ile yeni kurulanmış ama ıslak gibi duran elleri ve biraz uzun parmakları ile elleri vucudundan farklıydı.

(Tam düşlediğim gibi hem sevebileceğim kadın, hem de annem) .

Erkek tüm sayfalarının altına parafını da atarak dosyanın bir nüshasını Kadına uzattı.

Bu sırada Kadınla gözgöze geldiler.

( Gözleri, bütün hikayesini ele veriyor, tam da anahtarı kaybedilmiş posta kutusu ve içinde yüzlerce okunması gereken birikmiş mektup var. Okundukça çözülebilecek bir Erkek).

Dondurmasını yerken , birkaç laf etmenin gelecekteki tiyatro oyunlarınında imzalanmasını kolaylaştıracağın? düşündü ve geçen haftaki gezisini anlatmaya başladı.

– Geçen hafta sonu , atladım arabaya , çocukluğumun geçtiği kasabaya gittim. Uzun zamandır gitmemiştim , özlemişim. Bir de ne göreyim: Söğüt agacının kollarını kesmişler , ne işe yaracağını bilmeyen zavallı korkuluğa benzetmişler.  Nuri amcaya sordum , “ hastalandı, kesmek zorunda kaldık “ dedi ama ben inanmadım . Dükkanın önünü açmak için budadılar, biliyorum. Doğduğum yeri bırakmayacaktık, korumasız kaldı.

(Gözlükleri ve saçları , olgun insan havası veriyor ama omuzları düşük ve dar omuzlu. Kaybediyor. Erkek geniş omuzlu olmalı.)

Her hafta sonu piknik yaptığımız koruluğu da korumamışlar . Ortalık çöplükten geçilmiyor. Herkes dağılmış ve birkaç yaşlı erkek ve kadından başka kimse kalmamış. Biraz para biriktireyim, bahçeli bir ev satın alıp , oraya geri döneceğim ve evlenip çoluk çocuğumu orada yetiştireceğim.

Kadın, çok hızlı konuşuyordu. Biraz telaşlıydı , biraz da içini dökecek birini yakalamanın heyecanı ve sevinci ile doluydu.

– Her hafta sonu , hep birlikte yakındaki göle yüzmeye giderdik.

( Ben de sizleri izlerdim ve senin bana bakman için neler vermezdim. O gözlerini yakalamak için çok uğraşırdım ama sen , bunun farkında olduğundan bana bir kere bile bakmazdın)

– O zamanlar çocukluğumuzun ve yeni yetmeliğimizin verdiği tüm heyecanları yaşardık ve ailelerimiz , erkek arkadaşlarımızla yaşadığımız masum aşkları görmezden gelme hoşgörüsünü gösterirlerdi.

( Ben , senin üzülmeni hiçbir zaman istemezdim ama sen , o tiyatro tutkunu çocuğa deli gibi aşıktın. Seni , diğer kızlara mektup göndermek için kullanmasına çok kızardım)

– Büyük şehire taşınınca yaşamımızda çok şey değişti .Taşınmamızı engelleyemedim. Babam direnseydi , ben de direnecektim ama her zamanki gibi annemin söylediği oldu.

– Kaç kardeşsiniz?

– Ben ve erkek kardeşim. Sıkmıyorum ya?

– Hayır , sıkılmıyorum. Lütfen ,devam et.

( Senle ilgili herşeyi bilmek istiyorum ama bu kısa sürede öğrenmem mümkün değil.)

– Yüzmeyi , deniz kenarında kumlar üzerinde yemek yemeği , sonra da güneşlenmeyi çok severdik. Arabalarımıza atlar , tüm mahalleden bir çok aile birlikte denize , kıra giderdik.

(Ben ise bisikletimle , arkanızdan, tek başına gelirdim. Sizlerden biraz uzağa yerleşir , akşama dek , tek bir lokma yemeden ama sadece senin gözlerini yakalamak için deniz kenarında , güneş altında kalırdım.Bir kere de olsa bana bakman, benim için yeterliydi. Dünyalar benim olacak ve şehir merkezindeki teknik liseye döndüğümde , gözlerin benim için haftanın sonunun en güzel hediyesi olacaktı.Ama sen , bir kere de olsa, gözlerini bana açmadın, ne yazık ki)

– Başka oyunlarınız var mı ? Bir daha ki sezon sahneye koymak için sizinle anlaşabiliriz. İyi de ücret öderiz .Seyircimizin sizin oyunlarınızı seveceğinden çok eminiz. Sizi başkasına kaçırmak istemeyiz.

( Muhakkak , posta kutusunu açıp ,içindeki mektupları okumalıyım. Zavallım , gözlerimin içine düşecek . Kelimelerle arası iyi ama gözlere bu kadar tutkun olduğunu anlamamıştım ,geçen görüşmelerimizde.)

– Taslak halindeki iki ayrı oyunum daha var, size söz , gelecek sezona yetiştiririm ve sizinle anlaşırım.

( İnternette haberleşirken , karşımdaki kadının, yıllardır aradığım ama bir türlü bulamadığım “sevgilim,annemin”olduğunu anlamıştım.)

– Taşındığımız şehir merkezinde , ilişkilerim beni çok yordu. İki arada , bir derede kaldım ama muhakak günü geldiğinde O’nu terk edeceğim ve alıp başımı doğduğum yere gideceğim. Her neyse ! Özel yaşamımla kafanızı ağrıttım. Çok acilen kalkmam lazım ,akşama oyun var ve benim salonla ilgili halletmem gereken bir sürü iş var. Bilirsiniz, tiyatro sanatcılarını üzmemek gerekir . Mevsimin ortasında oyunu bırakmaya  kalkarlar,sonra. Sizi tiyatro salonumuza da bekleriz , böylece arkadaşlarla da tanışırsınız.

– Umarım , vakit ayırabilirim. Ama söz vermiyorum.

( Seni bu kadar üzen biriyle , aynı ortamı paylaşabilme cesareti gösterebileceğimi sanmıyorum. )

– Sizinle anlaşmaktan çok memnun oldum.Görüşmek üzere.

– Ha! Bu arada, söylemeyi unuttum. Ücretiniz yarın sabah , banka hesabınıza yatırılacak. Ben de memnun oldum.

( Dilerim tiyatroya gelir de görüşürüz . Muhakkak mektupları okumam lazım).

Kadın ayağa kalktı . Dosyayı çantasına soktu. Erkeğin gözlerinin içine bakarak:

– Maalesef, anılarımın içine sizin düşlerinizi sokamam, üzgünüm. Anılarım, benim gerçeklerim ve sizin düşlerinizin benim gerçeklerimde yeri yok. Görüşmek üzere.

Dedi ve yürüyünce dalgalanan kömür karası siyah saçlarını yanına alarak uzaklaştı.

Çetin Bayramoğlu 

11.06.2011 İstanbul

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: