Öykü dünyam

ALİCAN

30 Eylül 2013

Beklenmedik bir anda, kalabalık bir ortamda ,yıllardır karşılaşmayı istediğiniz bir kimseyle burun buruna gelmek, çoğu zaman insanı hazırsız yakalar. Çok uzun yıllar sonra, Alican’la karşılaştığımızda ben de aynı duruma düştüm.

İlk dakikaların heyecanlı anları geçtiğinde, Aican’la ilgili ilk aklıma gelenler, yanımda çalışmaya başladığı günün heyecanlı,telaşlı  o hali geldi ve gülümsedim. Alican elime sarıldı, elimi saygıyla öptü.

Beyoğlu’nun kalabalık saatinde, kalabalık caddesinde karşılaşmamız , ikimiz için de tam bir beklenmedik rastlantı olmuştu.

Alican’ı yıllardır görmüyor, haber de alamıyordum ama karşımda duran yakışıklı delikanlı Alican’dı.  Yanında güzel ve alımlı bir kız ,kızın kucağında şirin bir bebek…Kızı başımla selamladım , bebeğin başını usulca okşadım.

Alican , alımlı kızı eşi olarak tanıttı ve güzel bebeği kucağına alıp gülerek beni, bebeğine tanıtmaya çaba gösterdi.

Gözlerimle bu mutlu aileyi ve bu gözleri gülen , ailesiyle mutlu bir hayat yaşadığını anladığım Alican’ı sevecenlikle izledim.

Kimi anlarımda , yolda , yolculukda, bir kitab okuma sırasında , ansızın Alican aklıma çıkagelirdi. Yüreğimde bir sızıltı , ruhumda bir sıkıntı hissederdim ve geçmiş anılarımın en arkalarına ,huzursuz ruh halimle ,atmaya çalışırdım.

Odama gelen şefime verdiğim emir; aleti çalanı bulması ve derhal işten uzaklaştırmasıydı. Şefimin bana dediği , iki elemanından şüphelendiği  ama bunlardan birinin çalmasından fazlasıyla şüphelendiği idi.

İşte en çok şüphelendiği şimdi  karşımda duran Alican’dı…

İçime bir sıkıntının gelip çöktüğünü çok iyi hatırlıyorum. Alican’ın saflığı ve biraz da yeni yetmeliğinin verdiği tecrübesizliği diğer arkadaşları tarafından kullanılıyordu, bu gözümden kaçmıyordu. Ama şefimin işlerine de karışmak istemiyordum.

Zamanın bu çalışkan, öğrenmeğe istekli delikanlıyı da pişireceğine inanıyordum.

Bir kaç sene içinde , Alican’ın da kendisinden sonra gelecek elemanlara iş tecrübesini, biraz da hava atarak, aktaracağı günleri gözümün önüne getiriyordum.

Çalışma ortamında, çoğunlukla birbirimizi yakından tanımadan , dış görünüşlerimiz , davranışlarımız ve çeşitli anlarda verdiğimiz tepkilere dayanarak birbirimiz hakkında karar vermemiz , hayatın gerçeğine uygun ama bazen de bu biraz talihsiz hataları düşmemize neden oluyor.

Alican’ın ninesi çok yaşlı bir hanımdı. Alican yanımda çalışmaya başladığından sonra  da bir kaç kere telefonla konuşmuştum. Yaşlılığından , fakir olmalarından , kızının ne kadar hayırsız evlat olduğundan yakınırdı ama evladı gibi büyüttüğü Alican’ı , mert, sözünün eri, çalışkan biri olduğunu uzun uzun anlatırdı.

Çok hareketli, çok istekli , öğrenmeye açık , tam bir görev adamı özellikleri gösteren Alican’ı diğer elemanlarımdan biraz daha farklı bir yere koyardım.

Ertesi sabah , şefim yanıma gelerek , çalınan aletin bulunduğunu, tahmininde yanılmadığını , Alican’ın çalınan aleti bulduğunu söyleyerek aslında yalan söylediğini ve çaldığı aleti yerine kendisinin koyduğunu , Alican’ı işten uzaklaştırmak istediğini söyledi.

Şefim , bu kararını alırken , bölümdeki diğer tecrübeli elemanlarla da konuştuğunu ve hepsinin kendi kararına katıldıklarını söyledi.

Alican , okuduğu okul nedeniyle,şüpheli diğer elemandan işe daha yatkındı. Ben de mesleğinde okuyan  öğrencilere daha fazla fırsat vermeye dikkat ederdim ama sevdiğim bir dostumun hatırını kırmamak için diğer elemanı de meslekte yetişmesi için işe almıştım.

Dostumun hassasiyetle düşündüğü ; kendi mesleğinde çalışan bu gencin , mesleğinde çok fazla yeni yetişen elemanın hırsızlık olaylarına bulaşması ve bu elemanın hayatının başlangıcında kurtarmanın tek yolunun kendi mesleğinden uzaklaşması olduğunu düşünmesiydi.

Ailesinin, çocuklarını iyi yetiştirdiğini ve kendisinin de kefil olacağını , çalışkan , işine sarılan bir eleman kazanacağımı anlatmıştı.

Bu çalışanım da saygılı, atılgan bir kişilik sergiliyordu. Her ikisi de kısa sürede tüm elemanlarımın gözlerine girmişlerdi.

Alican’la son konuşmayi kısa tuttum, şirketin ve benim bu kararı almamız gerektiğini uygun dille anlattım. Gözleri yaşlı ama mağrur , kendisinin bu hırsızlık olayını yapmadığını ama şefin kendisi hakkında kararını dinledikten sonra benimle konuşmasının belki bir umut olacağını düşündüğünü söyledi. Gözlerinden suçluluk belirtileri arıyordum ama karşımdaki ilk günkü gibi saf , işi öğrenmeye istekli , verileni yapmaya hazır atılgan Alican’ı görmekten de içimdeki huzursuzluk katlanarak büyüyordu.

Konuşmayı bir bahane ile kısa kestim ve hayatının bundan sonrası için başarılar diledim. Bu olayın şirket elemanları üzerindeki olumsuz etkisi , Alican’ın şirketten ayrılması ile ortadan kalktı. Herkesin emin olduğu tek şey , bu hırsızlık olayının tek suçlusunun ancak Alican olacağıydı ama kimsenin olay anında görmemesine karşın , çalınan aletin yeniden Alican tarafından bulunması , tüm dikkatleri onun üzerinde topluyordu. Şefim bulunan yeri çok dikkatlice kontrol ettiğini ve bu aletin orada olmadığından emin olduğunu da söylemişti.

Şefimle bir kere görüşme fırsatım olduğunda gözlerinden emin olduğunu anlamış ve Alican’ın aklımdaki izlerini silmeye karar vermiştim. Nenesi ile yaptığım kısa telefon görüşmesinde de elimden gelebilecek bir şeyin olmadığını üzülerek söylemiştim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: